25 Eylül 2012 Salı

Duvar saatlerimden biri daha durdu


Duvar saatiniz vardır muhakkak, evinizde salon duvarının orta yerinde, kafanızı kaldırdığınızda hemen gözünüze çarpacak yerde. İhtiyacınız olduğunda bakarsınız çoğu zaman, bilirsiniz ki oradadır ve çalışmaktadır. Pili bitene kadar sadece işiniz düştüğünde bakarsınız, pili bittiğinde yenisiyle değiştirene kadar gözünüz takılır durur alakasız zamanlarda, saati merak edersiniz sürekli, size zamanı gösteren şeylerden biri durmuştur artık.

Hayatımda duvar saatlerim vardır, ihtiyaç duyduğumda dönüp baktığım ve bana ömrümün neresinde olduğumu hatırlatanlar. Yaşlanmak duvardaki saatlerin çoklaşması sanırım, ömrün farklı zamanlarında durmuş mihenk taşları.

Neşet Ertaş bugün vefat etti. Toprağı bol, mekanı Cennet olsun.

Benim duvar saatlerimden biri durdu. Çocukken ilk duyduğumda tuhafıma gitmişti sesi, sazı, uzunca bir müddet de hiç dinlememiştim. Liseye geldiğimde ufak tefek dinler olmuştum, üniversiteye gelip de hayatın, aşkın, sevdanın ve aslında her şeyin ciddiyetinin farkına varmaya, yazdığı sözlerin ne kadar içten ve derinden olduğunu anlamaya başlamıştım. Ne zaman sevda borcunun altına girsem ilk başvurduğum yer olmuştu şarkıları, türküleri. Hayattaydı o zamanlar, işleyen bir saat gibi, şimdi durdu, duvarımın orta yerinde. Şimdi ne zaman adını ansam gözüm kayacak olduğu yere, bana geçmişimi, nerelerden geldiğimi anlatacak sazıyla.

Yolun açık olsun Ustaların Ustası.

30 Ağustos 2012 Perşembe

Eski bir dostu yitirdim: Sigara



Sigarayı bırakalı tamı tamına 32 gün oldu. 10 yıldır yanımdan ayırmadığım paketi buruşturup atınca ciddi bir boşluk oldu hayatımda. Artık bir yere giderken daha az teçhizat taşıyorum mesela, hatta sadece telefonumu ve bir miktar para alıp çıkıyorum. Gün içerisinde saat başı sigaraya çıkmak alışkanlığından da kurtardık artık, iş saatlerim çok daha verimli geçiyor. İşlerimi daha erken bitiriyorum ve mesai yapmamı gerektirecek bir durumla karşılaşmıyorum. Şimdilik öyle büyük bir sıkıntıyla karşılaşmadım. Sigara içen birinin içtikten sonraki ağız kokusunu şu an çok daha iyi anlayabiliyorum. Sigara içtiğim dönemde rahatsızlık verdiğim arkadaşlardan buradan özür diliyorum, hakikaten iğrenç kokuyor.

Sigaranın son zamanlarda hayattan çekip aldığı en bilindik yüz olan Müşfik Kenter için Allah'tan rahmet diliyorum. Kenter yaşadığı sıkıntılardan sonra yaşadıklarını bir kamu spotu ile dile getirmişti --> Sigara içen arkadaşlarım, çok geç olmadan sizler de bırakırsınız inşallah.

Nasıl bıraktım peki? Ünlü Champix ilacını kullandım ama bir müddet sonra ilacın kendisi de sıkıntılar çıkarmaya başladı ve onu da bıraktım. Ancak ilk evreleri atlatmada oldukça faydalı oldu. Tavsiye ederim. Zaten devlet de aynı ilacı veriyor, bırakmaya niyeti olanlara duyurulur.

P.S.: Geri başladım :(

23 Ağustos 2012 Perşembe

Ben sana m...




...
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun 
...

Atilla İlhan / Ben Sana Mecburum

25 Temmuz 2012 Çarşamba

All in one






rüzgâr
uzak karanlıklara sürmüş yıldızları
mor kıvılcımlar geçiyor
dağınık yalnızlığımdan
onu çok arıyorum onu çok arıyorum
heryerinde vücudumun
ağır yanık sızıları
bir yerlere yıldırım düşüyorum
ayrılığımızı hissettiğim an
demirler eriyor hırsımdan..

Atilla İlhan / Ayrılık da sevdaya dahil

22 Temmuz 2012 Pazar

The day before yesterday



Dur çocuk! Bu sevda aşar boyunu. Kül tablasında yer yok seni de alacak. Bu sevda başka sevda, başka bahar, bilmediğin bir yokluk deryası, dur çocuk, çağrısına kulak asma yoksunluğun, girmesin kanına, kimse kalmadı seni oralarda bulacak.

Gün batar, hüsran olur gündüz yaşananlar, dur çocuk, gece çıkacak az sonra. Karanlık sarar yaralarını, bekle biraz daha. Bir sigara yak parmak uçlarına, beyaz bir gömlek bul akan kanını anlayacak, külünü bas kalbinin sıyrıklarına, bir nefes al, bir nefes çek, tut içinde biraz. Geceye dert anlatma, bırakmaz sabaha kadar.

Çocuksun sen, gidilmez denen yere gitmek istersin bilirim. Gitme, tutamam ellerinden. Gölgemi bir ağacın gölgesinde bıraktım ben, adımı bir ağacın gövdesinden kazıdım ben. İnsan kendi içinde kaybolur yalnızca, bilmediğim yollara sapma çocuk.

Dur çocuk! Bu sevda dilinde söndürür sözcükleri, başka bir lügattır gözlerinden kaçan bakışlar, tercümesine üst üste koyduğun sözlükler yetmez. Elleri vuslat hırsızıdır artık, avuçlarının arasından alıp kaçar ayları, yılları. Ayrılığın meyvesidir bu sevda, çocuk. Hamdı, pişti, yandı...