23 Şubat 2012 Perşembe
Ben mahremimden bir cam çocuk yontmuştum sana
çeşmim, çarem, çarmıhım
cümlen kopkoyu bir bıçak sırtında yana yana sevişmeye benzer
sihrim, sahim, sarhoşluğum
hücren kan kırmızı bir güneş batımında üşüyerek sevişmeye benzer
gel yetimimden bir kez ısır beni
gel yittiğimden savur tekrar bul beni
ben mahremimden bir cam çocuk yontmuştum sana
bir bahar vaktiydi, hamdım
titredim dalında duysana
şimdi yürekte kuyu kuyuda et kemik
ve yaralı yamalı bir çıkrık sesi
seni ağladık aynı kahvenin köşesinde
günlerden pazartesi
- Mabel Matiz / Şüpheli Şarkının Şairi -
15 Ocak 2012 Pazar
Sen git hadi!
Bırak beni!
Ben çok kaldım sende
Sen git hadi!
Kalmadı bende sana verecek kıyı
Bu şehrin dalgaları yordu beni
Med-cezirinde topladığım taşlar
yerimden kaldırmaz artık
Bir daha da esmez o eski rüzgarlar
Uzatma ellerini, tutacak yerim yok
Kıyıya vurdu bütün sözler
diyecek bir şey yok
Bu şehri aldım yadigar
Sen git hadi!
Ben sensiz çok kaldım
Sen de bensiz git hadi!
10 Aralık 2011 Cumartesi
Cümle mezarlığı
Ne çok cümle var sıraya geçen, anlatılmayı bekleyen. Anlamı çalınan, sırası geldiğinde zamanın anlamsızlaştırdığı ne çok cümle. Her şey henüz anlam ifade ederken dile getirilmeli, mevsiminde dile düşmeli sözcükler. Hepsinin bir ömrü vardır, son nefesi vermeyi beklerler tıpkı bizim gibi.
Mezara bırakılmış çiçek anlam ifade etmez ölene, zamanında anlatmalı sevdiğini saydığını. Veda sözcükleri gereksizdir, çok önceden göstermeli ederini de kederini de, kalanın kendini avutmasıdır söylenen her şey, gidenin ayakları altında yok olmaktır. Dökülen her bir gözyaşı vaktin ne kadar geç olduğunu anlatır, ve ardından ağızdan çıkan her söz cesedidir zamansız ölen cümlelerin.
Zamanında söylenmeli her şey, zamanında yaşanmalı. Kibre, gurura, korkaklığa aldanmamalı.
24 Kasım 2011 Perşembe
Knock out
En güçlü olduğun an, kaybetmeye en yakın olduğun andır. Bu yüzden bütün boks filmlerinde baş rol oyuncusu önce dayak yer ölesiye, sonra kazanır.
Dünyayı kusacakmışsın gibi hissetsen de, filmin sonunda ayakta kalabilmekte bütün mesele.
Dünyayı kusacakmışsın gibi hissetsen de, filmin sonunda ayakta kalabilmekte bütün mesele.
20 Kasım 2011 Pazar
Düzgün Türkçe kullan!
Beni oldukça rahatsız eden bir konuyu ele alacağım bugün. Gördüğüm kadarı ile ergenlikten çoktan çıkmış insanların hala ergen tavırlarıyla Türkçe'yi katletmeleri dayanılmaz noktalara geliyor. Küçük büyük harf karışık yazanlar (NaBeR), harf düşürenler (nbr), harf değiştirenler (walla), harf artıranlar (iiidir), tuhaf tuhaf gülenler (sdadsad), vs...
Bunu yapanlar ise maalesef en az 15 yıl Türkçe eğitim almış, bu ülkenin, ailesinin kaynaklarını tüketmiş kişiler. Muhtemelen bu yazıyı okuyanların bir çoğu da aynı kategoriye giriyor. Arkadaşlar düzgün yazmak için vaktiniz mi yok? Kimse sizden edebi metinler yazmanızı beklemiyor. Doğru düzgün cümleler kurabilecek bilgiye mi sahip değilsiniz? Nokta ile virgülün, sesli ile sessiz harfin farkının tekrar tekrar anlatılması mı gerekiyor?
Dilini kaybeden bir millet bütün varlığını kaybetmeye mahkumdur. İnanın, dili bu şekilde kullananlar ile iletişim kurmak artık ızdırap gibi geliyor. Yıllarca Türkçe eğitim almış, ana dili Türkçe olan insanların bu kadar gevşek davranmaları, onları okutmak için tonlarca kaynak ayıran ülkeye ve ailelere atılmış bir kazıktan başka bir şey değil.
Kendi dilini özenli kullanmak ihtiyaçtan çok zorunluluktur. Doğru düzgün cümle kuramayan insandan ne çalışan olur, ne sevgili. Aynı özensizliği hayatının başka yerlerinde de gösteriyorsa vay haline!
Sadece biraz özen gösterin yeter!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
