Çok şey yazdım aşka dair, defter defter üstüne tükettim. Bir kalem, bir kalemtraşla başlardı hep yazmak özlemi, kalem tükendikçe tükenirdi bütün hevesler, kalemtraş tükettikçe artardı aşığın heyecanı, ben de önce kalemtraş olup tükettim zahiri hevesimi, geriye heyecanı kaldı bir tek, özü.
Çok kelimeli cümlelerin kalabalığı ezdi geçti aşkın şiirselliğini, bazen sessizlikti oysa sevmek ve bazen bir dokunuştan ibaretti kitaplar dolusu anlatının karşılığı. Anlatmak isterken sevgimizi, anlatamamanın gayreti içindeydik çoğu zaman.
İnsanoğlu hayal kurmayı severdi, nefsin yaratmaya meyliydi çünkü ama olduramazdık "göz" kelimesinden bir çift gözü.
Ki aşk dediğin, Yaratıcının sihirli değneğiydi. Ansızın gelip dokunup gözlerini ayıramadığın bir çift göz getirirdi.
25 Ağustos 2013 Pazar
7 Temmuz 2013 Pazar
Yan!
Orman değil çocuk, ağaçlar yanar bir bir
tutuşmasına bakar bir dalın hepi topu
bir şimşeğin düşmesine
İnsanlara bakıp da orman sanma çocuk
yanarken tek başınasındır
yangın söndüğünde, yandığın kadar orman
yanmaktan
korkma
çocuk!
24 Haziran 2013 Pazartesi
Ninni
Birazdan bir ses duyulur gardiyan açar
çantalarımı bir bir döker ne bulacaksa
hasretten ve çaresizlikten başka
bir şarkı sakladım dilimin altına
sustum duymasın ne gereği var
umutlu dolu sevgi dolu noktasız virgülsüz
sevgilinin busesi evlat kokusu
la la la laaa la la la laaa
Bir paket sigara çıkarır cebinden
çakmak çakmak gözlerinden alır ateşini
nefesinde kokar adalet nefes nefese
yol almak ister bıraksan bıraksan
hakkıdır da bırakmazlar ki
tutamam ki
la la la laaa la la la laaa
Bir çocuk gibi inan öyle masum ki
yıl oldu yüzyıl oldu büyümedi ki
şarkılar sakladım dilimin altına sessizce
kulağına fısıldadım uyutur gibi
pencerene bak dedim ben oradayım
kokumu çek içine dedim kan ter içinde
kulağına fısıldadım gizli saklı bir şey der gibi
utandım
la la la laaa la la la laaa
çantalarımı bir bir döker ne bulacaksa
hasretten ve çaresizlikten başka
bir şarkı sakladım dilimin altına
sustum duymasın ne gereği var
umutlu dolu sevgi dolu noktasız virgülsüz
sevgilinin busesi evlat kokusu
la la la laaa la la la laaa
Bir paket sigara çıkarır cebinden
çakmak çakmak gözlerinden alır ateşini
nefesinde kokar adalet nefes nefese
yol almak ister bıraksan bıraksan
hakkıdır da bırakmazlar ki
tutamam ki
la la la laaa la la la laaa
Bir çocuk gibi inan öyle masum ki
yıl oldu yüzyıl oldu büyümedi ki
şarkılar sakladım dilimin altına sessizce
kulağına fısıldadım uyutur gibi
pencerene bak dedim ben oradayım
kokumu çek içine dedim kan ter içinde
kulağına fısıldadım gizli saklı bir şey der gibi
utandım
la la la laaa la la la laaa
Göğe bakma durağı
Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
İnecek var deriz otobüs durur ineriz
Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
Herkes uyusun bir seni uyutmam birde ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumıyalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım
Turgut Uyar / Göğe bakma durağı
17 Haziran 2013 Pazartesi
Nasıl?
Aşkı anlatmak zordur, hele ki gözlerinin içine bakan bir çift göz varsa. Heyecana kapılır insan, anlatamamanın telaşı kaplar, anlaşılamamanın. Aşkın bir tanımı yoktur ama hissedilenler kelimelere döküldüğünde en azından Sevilenin marifeti, güzelliği, sevdası Seveni şekillendirir. "Seni seviyorum" dediğinde "Ben de" denmez zira, bir fikre katılmak değildir sorunun özü. "Nasıl seviyorsun?" denmeli "Ben de" diyene.
Mesela ben,
öyle seviyorum ki, memleketim oluyor saçları; ellerim, tepelerinde oynaşan çocuklar gibi neşeleniyor, dalga dalga; kokluyorum sonra, tel tel, meye müptela sarhoş gibi, bitmesin istiyorum, ayıldıkça; geceye ilham veren rengini çekiyorum içime, simsiyah bir aydınlık yayılıyor ruhuma, sorgusuz sualsiz dolduruyorum gecelerin kadehini.
öyle seviyorum ki, merhemim oluyor parmakları, bunca zaman geçmişken O'nsuz, dokundukça sanki geçmişi yeniden yaratıyor, hatıralarımda bir el buluyorum, bembeyaz, bir melek gibi iniyor düşlerimden, ellerimde yer buluyor ilahi saadeti, Tanrı'dan bir armağan, bir muştu gibi can veriyor yokluğunda kuruyan tenime.
öyle seviyorum ki, içimde, dışımda, etrafımda ne kadar ses varsa susturuyor gözleri; ve sonsuz ve dipsiz ve O'ndan ve benden münezzeh, "Biz"i vaadediyor, "Biz"i anlatıyor, bir artı bire "Biz" diyor, bir ve tek. Bütün korkularımı siliyor, bütün tesadüfleri kadere, bütün bakışları Tanrı'ya yoruyor ve şükrün kıymetini bildiriyor. Aşkın canı, kanı oluyor göz bebekleri, denizin ortasında bir fener gibi yol gösteriyor gözlerime ve ne zaman ürkekçe kapatsam gözlerimi, korkuyorum kaybolmaktan. Öpüyorum kirpiklerini, güvenli bir limana yanaşıp demir atan gemiler gibi.
öyle seviyorum ki, yanımdayken, omzuma başını sessizce koyarken, son dileği sorulmuş bir idam mahkumunun ayağının altındaki tabure gibi korkuyorum hareket etmekten, bir rüyadan uyanmaktan.
Mesela ben,
öyle seviyorum ki, memleketim oluyor saçları; ellerim, tepelerinde oynaşan çocuklar gibi neşeleniyor, dalga dalga; kokluyorum sonra, tel tel, meye müptela sarhoş gibi, bitmesin istiyorum, ayıldıkça; geceye ilham veren rengini çekiyorum içime, simsiyah bir aydınlık yayılıyor ruhuma, sorgusuz sualsiz dolduruyorum gecelerin kadehini.
öyle seviyorum ki, merhemim oluyor parmakları, bunca zaman geçmişken O'nsuz, dokundukça sanki geçmişi yeniden yaratıyor, hatıralarımda bir el buluyorum, bembeyaz, bir melek gibi iniyor düşlerimden, ellerimde yer buluyor ilahi saadeti, Tanrı'dan bir armağan, bir muştu gibi can veriyor yokluğunda kuruyan tenime.
öyle seviyorum ki, içimde, dışımda, etrafımda ne kadar ses varsa susturuyor gözleri; ve sonsuz ve dipsiz ve O'ndan ve benden münezzeh, "Biz"i vaadediyor, "Biz"i anlatıyor, bir artı bire "Biz" diyor, bir ve tek. Bütün korkularımı siliyor, bütün tesadüfleri kadere, bütün bakışları Tanrı'ya yoruyor ve şükrün kıymetini bildiriyor. Aşkın canı, kanı oluyor göz bebekleri, denizin ortasında bir fener gibi yol gösteriyor gözlerime ve ne zaman ürkekçe kapatsam gözlerimi, korkuyorum kaybolmaktan. Öpüyorum kirpiklerini, güvenli bir limana yanaşıp demir atan gemiler gibi.
öyle seviyorum ki, yanımdayken, omzuma başını sessizce koyarken, son dileği sorulmuş bir idam mahkumunun ayağının altındaki tabure gibi korkuyorum hareket etmekten, bir rüyadan uyanmaktan.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)