6 Kasım 2011 Pazar

Baba ve oğul

Uzun zaman önce idi, hatırlamakta zorlandığım çocukluk anılarımdan belki de aklımdan ömrümün sonuna kadar çıkmayacak olanını paylaşmak istiyorum sizinle. Beni ben yapan an o andır, takdir edilmenin önemini anladığım hayatımın kilometre taşıdır herhalde.

Henüz 6-7 yaşındaydım. O zamanlar kömürlükler vardı, bodrum katında bütün daireler için odun, kömür, aletler, eve konulmayacak ıvır zıvırın saklandığı odacıklar vardı. Daha kış gelmemişti ama hazırlıklarına yazdan başlamıştık. Kömürlüğün ahşap kapısında klasik kilitlerden vardı, bir tarafında yarım daire şeklinde çıkıntı, diğer tarafında uzunca bir uzantı ve ucunda dairenin girebileceği delik olanlardan, asma kilit dairenin içinden geçince kilitlenenlerden, hatırladınız mı?
Yapacağımız iş çok basitti aslında. Gevşeyen vidaları sıkacaktı babam. Hemen yanında durmuş izliyordum ne yapacağını. Elinde tornavida, babam, dev adam, her şeyi bilen, süper kahraman. Baba işte ya, o yaşlarda mükemmelliğin sembolü, büyüyünce olmak istediğim tek insan. Sessiz sessiz izliyordum. Ne yaparsa doğru idi, öğrenmeye çalışıyordum yapabileceklerimi.

Vidaları sıkmaya devam ediyordu. Nereden aklıma geldi bilmiyorum, kilit sisteminin duruş şekli rahatsız etti ve babama "Baba, bunu kapının dışından taksak daha iyi olmaz mı?" dedim. Tamamen gayri ihtiyari olarak. 6 yaşında çocuğum daha, o zamana kadar öyle etliye sütlüye de karışmamışım, yemek vermişler yemişim, elimden tutmuşlar gitmişim, sus demişler susmuşum, konuş demişler konuşmuşum, ilk kez fikrimi beyan ediyorum, nasıl heyecanlıyım ama. Babam kapıya baktı, kilite baktı ve bir de bana. Gülümseyip "Aferin oğlum, çok doğru söyledin" dedi. Yok böyle bir mutluluk. Yetişkin gibi sözünün dinlenmesi, önemsenmesi bir çocuk için ne kadar önemli imiş işte o an anladım. Babam bütün kilit sistemini söküp dediğim gibi değiştirdi. Hani sadece lafta kalsa idi herhalde o kadar etki etmezdi, ama dediğimi yapmıştı ve fikrim fiilen kabul görmüştü.

Hiç unutmadım. Allah razı olsun babamdan, o gün o şekilde davranmasa idi belki de bugün sahip olduğum karaktere sahip olamayabilirdim. Çocuklar şekillendirilmeye hazır bir oyun hamuru gibiler, karakterleri tahminimizden çok daha küçük yaşlarda şekilleniyor, önemsemek, bir çocuğu çok daha hızlı geliştiriyor.

Sadece çocuklar için de geçerli değil aslında. Kendine güven eksikliği duyan arkadaşlarınıza kendilerini ispat etmek için fırsatlar tanıyın. Cevabını bildiğiniz sorular sorun, kendi başlarına doğruyu bulmalarına fırsat verin. Göreceksinizki karakterleri oturacak, güven duyulacak insanlar olacaklardır. En önemlisi de kendilerine güven duyacaklar, kararlarında tereddüt etmeyeceklerdir.

16 Ekim 2011 Pazar

Kırık dökük




rüzgarı dinlerdim sessizlik nöbetlerinde
elimde kalem
kalemin ucunda kağıt
serinlik çökerdi kelimelere

uzun uzun süzerdi Dodonya
ellerim her nefeste sarıya boyandığında
reva mıydı kağıda bir kenara atılmak
kalem eksik yazdığında
tutan rüzgardan medet umduğunda

düşündüğün kadar basit değil
rüzgarın yaprakta bıraktığı tını
hangi kalem yazar, hangi kağıt anlatır
yaprağın güneşli bir gündeki yalnızlığını

yazamazsın şair, uğraşma boşuna!
başlatma kalemine, kağıdına!

11 Eylül 2011 Pazar

İş arayanlara tavsiyeler - Nelere dikkat etmelisiniz?

Şimdiye kadar genelde masanın diğer tarafında tek başına oturanlardan biriydim ben de. Askere gitmeden önce masanın rahat tarafına geçmiş ve bir kaç kişi ile işe alım mülakatı yapmıştım, askerden döndükten sonra ise yaklaşık 130 kişi ile mülakat yapma şansı yakaladım, bu yazımda karşılaştığım örnekleri ve öğrendiklerimi paylaşacağım.

Öncelikle ben işin teknik kısmında yer alıyorum, yani İnsan Kaynakları departmanları gibi kişisel özellikleri sorgulamıyor, ilginç sorular sormuyorum, daha doğrusu soramıyorum. Çünkü işin psikoloji değerlendirmesi kısmını tam olarak bilemiyorum. Bu konuda bloglara ya da Kaynağım İnsan gibi IK ile profesyonel olarak ilgilenenlere başvurabilirsiniz.

Benim dikkat ettiğim hususları aşağıda bulabilirsiniz:


CV'niz yalın, anlatmak istediğini doğrudan veren ve imla hatasız olsun.


Öncelikle imla konusu çok önemli. Bir kaç CV'yi doğrudan geri çevirdiğimi ve sahibini görüşmeye dahi çağırmadığımı biliyorum. Neden önemli imla? Bir iş başvurusunda bulunuyorsanız sizden önce CV'niz ile karşılaşıyoruz ve ilk değerlendirme bir doküman üzerinden yapılıyor. Eğer ciddi imla hataları ile karşılaşırsam CV'nin özensizce hazırlandığı izlenimini edinirim ve iş konusundaki ciddiyetinizi daha en baştan sorgularım. En az 15 yıl Türkçe eğitimi almış, ana dili Türkçe olan bir insanın haliyle daha iyi bir doküman hazırlaması gerekiyor.

İş tecrübelerinizi yazdığınız bölümler, sizin hangi projelerde hangi görevlerde ne yaptığınızı anlamamız için gerekli kısımlardır. Dolayısı ile buralara mümkün olduğu kadar anlaşılır bir dille ne yaptığınızı anlatmanız gerekir. Anlatım ne kadar uzarsa karşınızdaki kişinin okumasını zorlaştıracağınızı aklınızdan çıkarmayın. Bu kısımlarda anahtar kelimeler kullanmanız faydanıza olacaktır. Örneğin: ERP, IK, E-Ticaret, Sektör adı, vs...

Kariyer.net gibi iş arama sitelerinde "Yetenekler" kısmında yer alan "bunu bu kadar biliyorum" dediğiniz yerler var ya, "Photoshop - Uzman - 10/10" gibi, burayı doldururken çok dikkat etmeniz gerekiyor. Çünkü CV'nizin çıktısını aldığımızda aslında çok da önemsemediğimiz ama sitenin sunduğu bu özellik dokümanda fazla yer kaplayabiliyor. Geçenlerde gelen bir arkadaş okulda gördüğü her şeyi, duyduğu ya da karşılaştığı her şeyi eklemiş bu kısıma ve bir çoğuna "Uzman" yazma gafletinde bulunmuş. Unutmayınki hiç kimse o kadar çok konuda uzman olamaz, dolayısı ile eklediğiniz bir çok şey anlamsız oluyor. Mesela Windows XP'de uzmanım demeniz inanılmaz itici gelecektir, kimse sizi bu yüzden işe almaz. Her işe başvurabileyim diye özellik eklemek ise kararsızlığınızı ortaya koyacak ve yine kötü bir etki yaratacaktır.


Görüşmede kendinize güvendiğinizi gösterin, net olun.


İşe alım yapacak olanlar, ilanlarda yazanların aksine her şeyi bilmeniz gerektiğini düşünmüyorlar, bunu aklınızdan çıkarmayın. İlanların var olma nedenlerinden biri de kendine güveni eksik olanları daha ilk aşamada elemektir. Eğer cesaret edip ilana başvurmazsanız ne kadar zeki ya da akıllı olursanız olun işi alamazsınız. Mülakat yapanların istediği kişiler işi yapabilecek ya da yapmaya hevesli insanlardır. Teknik olarak yeterliliğiniz artı bir özelliktir. Ancak işi yapabileceğinize, azminize ve hevesinizin geçici olmadığına kanaat getirdiğimizde eksikleriniz olsa bile işe alabileceğimizi düşünürüz.

Görüşme esnasında rahat olun, ancak rahatlıktan kastım bir anda karşınızdakiler ile senli benli olmanız değil. Ciddiyetinizi koruyarak esprili olabilirsiniz, bu karşınızdakileri de rahatlatacaktır. İş tecrübelerinizi, hayallerinizi anlatırken konsantre olun ve çok fazla duraksamayın. Karşınızdakinin mümkün olduğu kadar yüzüne bakın ve yüz ifadesinden anlayacağınız üzere konuyu gereksiz yerlere taşımayın. Böylelikle mülakat yapanların dikkatini dağıtmamış olursunuz. En önemli nokta ise yaptığınız işi tam olarak anlatmanız. Net olun, "şu projede şu işleri yaptım" demeniz en kestirme yoldur. Zaten merak eden mülakatçı detay öğrenmek isteyecek ve soru ile karşılık verecektir.

Son bir not olarak, karşınızdakinin de bir insan olduğunu unutmayın. Ne kadar da sizi işe alacak kişi de olsa, ortam çok ciddi görünse de iletişim her şeydir. Konuşmaktan, iletişim kurmaktan korkmayın.


22 Ağustos 2011 Pazartesi

Şekersiz çay

Hayattan beklediğim bir şey vardı hep, bilmediğim ama beklediğim. Bir şeyler eksikti hep, ya da hiç bir zaman tam olamamıştım.

Sözün dönüp dolaşıp sessizliğe vardığı yer, günün battığı, gecenin çıkmadığı bir an, ezberinde olan bir şarkıda sesinin yetmediği o nota...

Bir şair edasıyla dokunmak yetersiz kalabilir kelimelere, sözün sahibinin hisleri anlamsızlaşabilir başka dudaklarda, yazmak yetmez çoğu zaman, marifet biraz da okuyanda...

Zincirleme isim tamlaması yetersiz kalır kimi zaman, bir nesneyi anlatmaya. Sıfatlar anlamlarından uzaklaşır, uzaklaşır, uzaklaşır... Yazan utanır, okuyan utanır...


Bilmek yetmez çoğu zaman, anlamak kifayetsiz... anlatamadıktan sonra bütün çabaların beyhude, bütün emeğin çaresiz...


********


Tespit: Hayat biraz çaya benziyor zannımca. Çocukken kaşık kaşık şeker attığın, içilebilir kılmaya çalıştığın... Büyüdükçe, şekeri bıraktıkça, asıl tadına vardığın...

18 Ağustos 2011 Perşembe




Kelimeleri toparlayamıyorum, yangın yerindeyim sanki, ellerim yara bere...
Yüreğimde koca bir boşluk, yer kalmıyor kendime...
Söylenen son cümlenin öznesiyim sanki, söylendim ve kaldım noktanın idam edildiği yerde.
İçtim, içtim, içtim, yağmurdan dilime düşen payı ve sustum, fazlasına hakkım yoktu, biliyordum...
Yağmur neden değmez boşluktaki kelimelere?