12 Ekim 2010 Salı

Arta kalan / Etme




duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.
başka bir yâr, başka bir dosta meylediyorsun, etme.

ey ay! felek harab olmuş, ziyan olmuş senin için
bizi öyle harab, öyle ziyan ediyorsun, etme.

ey makamı var ile yokun üstünde olan,
sen varlık sahasını terk ediyorsun, etme.

sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan
sen ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme.

şekerliğinin içinde zehir olsa dokunmaz bize
sen zehiri şeker, şekeri zehrediyorsun, etme.

harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı,
ey hırsızlığa da değen, hırsızlık ediyorsun, etme.

aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer
aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme.

isyan et ey arkadaşım söz söyleyecek an değil,
aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme.





Yine aşk diyeceğim bu akşam, Yılmaz Erdoğan'ın sesiyle can bulan eşsiz ve candan bir serzenişle. Mevlana'nın Şems'e duyduğu özün aşkı ve aşkın özüyle.


Bir zamanlar bir büyüğüm "çay kaşığına bile aşık olabilirsin" demişti. İlla cinsel bir birlikteliğe gebe olacak değil ya aşk. Bağlılık ve kendini adamışlık, "O"nun varlığından bihaber yaşayamamak değil mi özü? Kimi işine aşık olur kendini işiyle tanımlar, her şeyidir onun, işi hayatından çıkarsan geriye amaçsızca salınan bir beden kalır. Kimi ayakkabılarına aşık olur, kırmızı, siyah, mor, beyaz, kahverengi, renk renk... yağmurda çamur değer ağlamaklı olur. Kimi bir insana aşık olur, onu varlık ile yokluğun üzerinde tutar, kul olur, köle olur, kapısında yatar, hayalinde bulur, aşık olunan gitmeye yüz tutsa mahvolur.


Bir zamanlar bir arkadaşım "aşk bencilliktir" demişti. İnsan yalnızca kendisini özel, farklı hissettirecek şeylere aşık olur. Bir battaniyenin sarıp sıcak tutması gibi aşktan kendisini ısıtmasını bekler. Aşık olunan her ne ise onun etrafında olmalı, ihtiyaçlarını karşılamalıdır. Bu yüzdendir ki aşıkların ayrılması en çok ona ihtiyaç duyanı yaralar. Aşkla beslenen, ısınan, tanımlanan, o gittiğinde aç kalır, susuz kalır, üşür, anlamsızlaşır.


Aşk ihtiyaçların bir anda, bir yerde, bir şeyle/biriyle giderilebileceği düşüncesi/hissidir. Bir olasılıktır. Milyarlarca kombinasyondan birinin gerçekleşmesidir. Milli piyango biletine büyük ikramiyenin vurmasıdır. Daha kolay bir izahı varsa eğer ancak Kader denebilir. Tesadüf denemez çünkü olasılıkları sonsuz ile çarpmakla aynı kapıya çıkar.


Aşk her ne ise bilmem ama en güzel yanı aşık olunanın henüz gitmemiş ama gitmeye yüz tutmuş olduğu andır. Bir tarafta olası yokluğunun ağırlığı ile anlaşılan kıymeti, diğer tarafta henüz gitmemiş olmasının verdiği mutluluk vardır.


Giden gider, kalan kalır. İnsan yaşadıklarından arta kalandır.

2 yorum:

  1. ben şimdiye kadar hep kendimi bir başkasına anlatırken bundan öncesinde yaşadığım her şeyim ben, şimdim geçmişimdendir demişimdir, son cümlen farklılaştırdı fikrimi giden gider, kalan kalır. İnsan yaşadıklarından arta kalandır. Aynen öyle aslında...

    YanıtlaSil
  2. ben geçmişin beni getirdiği yerdeyim ve şu anki ben yaşadıklarımdan aldığım derslerim, yaralardan, mutluluklardan ve hüzünlerden kalanım. ben mazimi hatırladığım kadarım. o yüzden dedim ya yaşadıklarımdan arta kalanım.

    akıl oyunları :)

    YanıtlaSil